13 Aralık 2008 Cumartesi

annemin "uyu artık" lafını bir günde 20 kere kullanması üzerine


çenemin sağ tarafına doğru soktum biranın ağzı kısmını. dişlerimle kapağını açabilmek için zorlarken, şişenin kahverengi camının soğuğunu yanağımda hissettim. içindeki asidi salarken çıkardığı sesini duyduğumda şişenin kapağını ön dişlerimle çıkarttım. 
bi yudum almadan önce, kızartılalı 6 saat olan patateslerden kalanlardan bi tanesini ağzıma attım. 

bayat patates kızartması...

saat gecenin 4'ü ve ben yazı yazıp, bayat patates kızartmasıyla birlikte bira içiyorum. 

amaç: uykumun gelmesini sağlamak.

sonuç: belirsiz.

yaklaşık 10 yıldır durum böyle ve hiç bir zaman sonucun sabit bişey olduğunu göremedim. eskiden 2 birada uykum gelirken şimdi dördüncüye geçmeme rağmen gözlerim sadece yanıyor. yatağa gidip yattığımda ise ne uyku kalıyor ne de ona benzer bişey. gözlerimin yanması bile geçiyor.

-uyku-

düzensiz hayatımın karanlık tarafını 6-8 saat 
arası uzatan kısmı.
ne bi rüya, ne bi hayal, ne bir renk ne de bir ses var. zaman bile yok. 
yalnızca karanlık, tıpkı ölüm gibi...

göz açıp kapama durumu... başka bişey değil aslında

değişen şeyler ise şunlar olur gözümü kapatıp açtığımda:

yatarken kucağımda olan yastığın yerde olması, havanın aydınlanması ve çarşafın altımdan kayması. suratımın estetik ameliyatından çıkmış kadınların ablak suratlarına benzeyişi, gözlerin japonlaşma, dudakların ise zencileşmesi. çenemin yumruk yemiş gibi ağrıması. saatlerdir sigara tüketmemiş bünyenin, vampirsel bi şekilde sigaraya saldırma isteği...

başka bişey değil. 

benim için uyku böyle bişey işte. tamı tamına 10 yıldır hemde. 10 yıldır rüya görmeyen bünye rüya gördüğünü sanar her sabah. bişeyler gördüğünü düşünüp anlatmaya çalışır her normal insanların yaptığı gibi ama anlatış süresi balıkların hafızalarını yenileme süresinden bile kısadır. lakin şu şekil olur:

rüya gördüm ben.

bitti...

bu kadar. devamı gelmez. "eee?" der dinleyici ama bu bünye cevap veremez. surat, hıçkırık tuttuğunda geçirmek için yaptıkları, "sen şunun bunun yumurtasını çalmışsın" dediklerinde oluşan garipsiyen surat şeklini alır. yalan söylemiyordur ama karşısındaki bunun yalan olduğunu düşünüyordur. suçlar gibi bakmaz ama öyle hissettirir.

insanların değerli zamanlarından 1 saniye çalar her sabah bu çocuk.

doktora gittiğinde doktoru "herkes rüya görür, sende görüyorsun bazen (her zaman görmüyormuşum çünkü o kadar uyumuyormuşum) ama gördüklerini hatırlamak istemediğinden beynin bunları geri plana atıyor" der. 
garipserim...

korkakmışım meğer. altından kalkamıyacağım rüyalar görüyormuşum.

soramadım tabi ona neden sakin rüyalar görmüyorum diye. ama asıl merak ettiğim buydu. hayallerimi yaşamaktı istediğim. rüyalarımda bile olsa yetinebilirdim hayallerimi yaşamayı. oysa şimdi sadece gözlerimi kapatmadan hayal kurabiliyorum -kapatınca düşüncelerim dağılıyor-. hayal ettiklerini kafanda canlandrma durumu ise en fazla 10 saniye sürüyor. (genede uyuduğumu hissettiğim süreden uzun gerçi)

ve yıllar sonra dün "bi rüya gördüm". asıl amacım onu anlatmak.  şöyleydi:........... ................ ......  .....................     .......................................

"hıçkırık tuttu, yumurtada çalmadım" 

3 yorumbik:

Uyumsuz dedi ki...

8 yaşından beri mi geceleri uykusuzluk çekiyorsun ? Nasıl yaw ? Puslu Kıtalar Atlası romanında Şahbaz diye bir velet vardır, o geldi aklıma yazını okurken.

can dedi ki...

travmatik bi olay sonucu işte :) ilaç filan kullandım bi dönem ama çok rahatsız ediyor gün boyunca oda.. öyle işte eheh.. yazılarımı okuyan biri çıktı buna şaşırdım ben şimdi :D

Uyumsuz dedi ki...

:)